Nijer Günlügü

Çocuk mu, anne mi? Yoksa çocuk-anne mi?

Nijer’de kadın olmak çok zor. Ev iÅŸleri dünyanın her yerinde olduÄŸu gibi burada da tamamen kadının üzerine yıkılmış. Sadece bununla kalsa iyi, çünkü ev iÅŸleri kadınların sırtındaki yüklerden sadece birisi, hem de en hafiflerinden birisi. Yukarıda da bahsettiÄŸim gibi burada 17 yaşında bekar bir bayan görmek neredeyse imkansız, ya evli bayanlara ya da kız çocuÄŸuna rastlarsınız ortası yok… Nijerli kadınlar buluÄŸ çağına erer ermez hemen evlendiriliyorlar. Özellikle de güzel olan kızlar hemen yörede hali vakti yerinde olan birine ikinci veya üçüncü eÅŸ olarak veriliyorlar. Nijer’de genç kızlık dönemi diye bir ÅŸey yok. Nijerli kızlar daha çocukluÄŸun ne demek olduÄŸunu anlayamadan evlendiriliyorlar. Anne ve eÅŸ olmanın sorumluluÄŸu karşılıyor kısa hayatlarının erken döneminde onları… Devamını oku »

Babalarının Elinden Tutmaz Mı Çocuklar?

Biraz da buradaki çocuklardan bahsedeyim. Enteresandır, burada ebeveynlerin çocuklara karşı bir sevgi gösterisinde bulunduÄŸuna rastlamadım. Babasının elini tutan bir çocuk görmedim henüz. Annelerin ise yalnız sırtında görebiliyorum çocukları, elinden tutmuÅŸ görmek zor. Sokaklar çocuklarla dolu, sokakta onlarla birlikte yürümen gerekiyor, hele elinde fotoÄŸraf makinesi varsa peÅŸini kesinlikle bırakmıyorlar. Devamını oku »

Bir Papaya, Bir portakal…

Sabahın dördünde, henüz Nijer’in çocukları yol kenarlarında belirmeye baÅŸlamamışken koyuluyoruz yola… YolculuÄŸum boyunca beni en çok zorlayan ÅŸey, tabi ki bavulum… Nijer’de Türkiye’den getirdiÄŸim hazır yemekler ve kahvaltılık malzemeler burada imdadıma yetiÅŸiyor. Nijer’de bizlerin alışık olduÄŸu türden pek bir ÅŸey yok. Kaldığım ÅŸehirde lokanta yok, Didar’da genelde kız çocukların sattığı ev yapımı yemekler var. Bir keresinde onlardan öğrendiÄŸim bir yemeÄŸi yapmayı denedim. Tatlı patateslerin haÅŸlanması ile yapılıyordu ve hiç de fena olmamıştı. Devamını oku »

Zender Sokaklarında Sömürge Tarihi

Başkent Niamey büyük bir şehir. Başkent olalı henüz 20 yıl olmuş gerçi. Daha öncesinde, Nijer ve Nijerya birleşik iken başkent Zender’miş. Zender’in sahraya yakın oluşu, suyun az olması, Niamey’e kıyasla merkezi olmayışı nedeniyle, Niamey başkent ilan edilmiş. Bir gün eski başkent Zender’e de yolum düşmüştü. Zender’in kurtuluşu nedeniyle düzenlenen etkinlikleri izleme fırsatım oldu. Festival havasında geçen kutlamalarda, bir müzikalle Nijer’in tarihi geçmişi canlandırıldı. Tercümanım imdadıma yetişti Allah’tan. Bu sayede, gözlerim müzikali izlerken gösterinin kısa özeti de kulağıma fısıldanıyordu.

Devamını oku »

Mutedil Sıcaklar Geride Kalmış Meğer

Yine havaalanındayım, garip ve muhtaç insanlar için yollardayım. Uzun bir uçak yolculuÄŸundan sonra uçağımız Nijer’in baÅŸkenti Niamey’e iniyor. Yaklaşık üç hafta önce sıla yolunda kendimi heyecanla attığım havaalanına, cebimde yeni projelerle dönüyorum. Öncelikle bazı görüşmelerde bulunmam gerek, belediye ile ve partner kuruluÅŸumuz GOLBİ ile son kontrolleri yaptıktan sonra kanal projemiz tamamlanmış olacak. Su kanalı Nijer için bereket demek, unutulmuÅŸ kızıl toprakların suyla buluÅŸması demek… Devamını oku »

Çocuk Ruhumu Kucağımda Görüyorum Sanki…

Niamey, Kazablanka, İstanbul, Antalya derken ÅŸimdi Alanya’dayım. Saat gecenin 01:00’i. Artık evimdeyim, Nijer’in kızıl toprağı, saçımı okÅŸayan kumları, derin hülyalara daldıran yakıcı güneÅŸi uzakta artık… Sıladayım, eÅŸim ve çocuklarım yanı başımda… Devamını oku »

Havada Tedirginlik ve Sılaya Varış

İstanbul’dan, vakıf merkezinden gelen çaÄŸrının peÅŸine düşmüş, bayramda hasretleri yüreÄŸimi sızlatan çocuklarımın suretleri gözümün önünde, kendimi Niamey Havaalanı’na atmıştım. Biletimin aktarma zincirinde görülen bir hafta bekleme zorunluluÄŸunun ÅŸokunu attıktan ve sorunu hallettikten sonra, artık İstanbul’a gitmeye hazırdım. Nijer’de bulunduÄŸum süre içerisinde yaÅŸadıklarımı, hayata geçirmekte olduÄŸumuz su kanalı projesini İstanbul’daki dostlarla paylaÅŸmalı, Nijerli dostlarımın heyecanını onlara aktarmalıydım. Devamını oku »

Kırmızı Pabuç İhtiyacı

Vakıf merkezindeki arkadaÅŸlar Nijer’de uygulanması muhtemel bazı yeni projeleri istiÅŸare etmek için beni çağırıyorlardı. Bir nevi hava deÄŸiÅŸimi olması bakımından da kısa süreli bir aranın iyi olduÄŸunda ittifak ettikten sonra görüşme bitti. Telefonu kapatır kapatmaz gelen haberin olumlu etkisiyle neredeyse sevinçten uçacaktım. Åžimdi bana “Madem Türkiye’yi bu kadar çok seviyordun da Nijer’deki onca iÅŸin altına neden girdin” diye sorabilirsiniz. Bu haklı soruyu ilk planda bende kendime sordum diyebilirim. Kanal inÅŸaatı henüz bitmemiÅŸti, su kuyuları ve bilgisayar laboratuarı içinde yapılacak çok iÅŸ vardı. Bütün bu iÅŸlerin altından kalkabilmek için gerekli olan dirayeti sanki kendimde göremiyordum. İstanbul’dan aldığım haberin yaÅŸattığı sevinç yerini bir anda kötü bir şüpheye bırakmıştı. Devamını oku »

Bir Rüya Gibi

Güzel ve bereketli kurban bayramını geride bırakmıştık. Her ÅŸey çok güzeldi. Ta ki Türkiye’den gelen kurban ekibindeki arkadaÅŸların “hadi bize müsaade” demelerine kadar…Â
Görevimizi hakkıyla yerine getirmenin hazzını hep beraber yaÅŸarken bu ayrılık da neyin nesiydi? Geldikleri gibi çabucak hazırlanmaya baÅŸladılar. Bense olan bitene anlam vermeye çalışıyordum. Nijer’de geçirdiÄŸim zorlu iki ayın ardından gelen bayram sanki güzel bir rüya gibi geçmiÅŸti. Åžimdide benim dahil olmadığım yeni bir bayramla karşı karşıyaydım sanki. Devamını oku »

Türkiye! Türkiye! Sloganlarıyla Nijerli Çocuklar

- Sonraki »